National Geopraphic ve Cousteau Vakfı, Jacques Cousteau’nun 65 yıl önce çektiği su altı görüntülerinin izini sürüyor.
Jacques Cousteau’nun efsane gemisi Alcyone ile Marsilya ve Barselona arasında gerçekleştirilen expedisyon, Akdeniz’in 65 yıl içerisinde yaşadığı değişimi göstermek açısından büyük önem taşıyor. Proje fikrinin sahibi ve uygulayıcısı National Geographic deniz bilimcisi Dr. Enric Sala ve Cousteau’nun en küçük oğlu Piere-Yves Cousteau ile projenin amacı ve Akdeniz’in geleceği konusunda keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Expedisyon fikri kimden çıktı? Amacı neydi?
Fikir National Geographic’ten Dr. Enric Sala’dan çıktı. Proje’nin amacı Jacques Cousteau’nun 1946 yılında Marsilya ve Barselona arasında gerçekleştirdiği bir dizi sualtı çekimini yeniden gerçekleştirerek geçen 65 sene içerisinde Akdeniz’de yaşanan değişiklikleri karşılaştırmalı olarak belgelemekti. Dalışlarımız sırasında koruma altına alınmış alanları da yoğun olarak tercih ettik ve bu alanlarda su altı yaşamının hızla canlanmakta olduğunu gözlemledik.
Projenin ulaştığı nokta sizi tatmin etti mi? Daha geniş bir alanı incelemeyi düşünüyor musunuz?
National Geographic ve Cousteau Vakfı arasındaki işbirliğinin herkesi fazlasıyla mutlu ettiğini söyleyebilirim. Bulgularımız, korunmaya alındıkları takdirde deniz hayatının hızla kendini toparladığını gösteriyor. Böyle bir sonuca şahit olmuş olmak ayrıca mutluluk verici. Bu ekspedisyon National Geographic tarafından tasarlanan pek çok ekspedisyondan sadece bir tanesi. Bu proje bitti ama Akdeniz’de yeni projeler gerçekleşecek.
Teknede kaç kişiydiniz? Sıradan bir gün geçiyor?
Teknede altısı NG, altısı Cousteau’dan olmak üzere toplam 12 kişiydik. Sıradan bir gün sabah 8’de ilk dalışlarla başlar. Gün içerisinde 3 ya da 4 dalış yapılır. Son dalış akşam 8 gibi tamamlanmış olur. Yani günlük 12 saatlik bir dalış takviminden bahsediyoruz. Ben ekspedisyon boyunca 55 dalış yaptım. Önce dalışlar, su altında fotoğraf ve film çekimleri var. Bunun bir de sonrası var. Fotoğrafların ve filmlerin kontrolü, gerçek zamanlı editlenmesi, bilimsel çalışmaların yapılması.
Bu projenin size özel bir faydası oldu mu?
Bu ekspedisyonu fırsat olarak kullanarak, uzun zamandır aklımda olan Cousteau Divers adını verdiğim projyi hayata geçirdim. Bu projenin amacı Jacques Cousteau’nun mirasını tüm dalgıçlara ulaştırmak. Tüm dalgıçların doldurmasını umduğumuz bir dalış formu hazırlıyoruz. Form, dalış alanlarının durumunu gözlemlemeye yarıyor. Dr. Sala’nın da katkılarıyla dalma noktalarının biyoloyik zenginliğini tespit edecek noktalara odaklandık. Dünyadaki tüm dalgıçların bu gözlemlere katkıda bulunarak gönüllü birer sualtı gözlemcisi olmasını hedefliyoruz.
İlk gözlemlerinize göre geçen 65 yılda Akdeniz’in altında neler değişmiş? Bu değişimin nedenleri neler?
Dalışlarımız sırasında çektiğimiz görüntüler, korunmayan alanlarda çok ciddi bir bozulma olduğunu gösteriyor. Korunma altına alınan alanlarda ise durum daha farklı. Özellikle 20 sene ve fazla süredir korunan bölgelerde muhteşem bir deniz zenginliği var. Bozulmanın temelde üç nedeni var. Bunlardan birincisi aşırı balık avlanması. Özellikle balıkçılığın kurallara bağlanmadığı bölgelerde durum çok kötü. İkincisi endüstrileşme ve kirlilik. Üçüncüsü ise kıyı yapılaşması. Deniz kıyısında yapılaşma yaptığınızda toprağın ve inşaat malzemelerinin bir kısmı denize kayıyor ve doğal florayı kaplıyor ve herşeyi öldürüyor.
Araştırmanız sonucu elde ettiğiniz bilimsel bulguları nasıl paylaşmayı düşünüyorsunuz?
Bu araştırma, 52 dakikalık bir televizyon belgeseline dönüşecek ve 2011 yılı içerisinde National Geographic TV’de yayınlanacak. Cousteau Divers projesi kapsamında elde ettiğimiz video ve fotoğrafları online olarak paylaşacağız. Diğer dalgıçlar da aynı siteden kendi fotoğraf ve videolarını yükleyebilecekler, böylece dijital bir sualtı arşivi oluşturmayı hedefliyoruz. Böylelikle referans noktaları oluşturmak istiyoruz. Bu noktalar çok önemli.
Akdeniz için hala umut var diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Bu bir istek meselesi. Akdenizi kurtarmayı gerçekten istiyor muyuz? Ekonomik olarak da dikkate değecek bir durum söz konusu. Denizi koruduğunuzda turizm oluşturuyosunuz, balık rezervlerini yeniden canlandırıyorsunuz. Araştımamız sırasında incelediğimiz koruma bölgeleri, burada balık avlamakla elde edilecek gelirin yirmi katını amatör dalış turlarından kazanıyor. Aynı zamanda bu bölgelerin etrafında balık avcılığı da iyi gidiyor çünkü koruma bölgeleri balık miktarını artırıyor.
Türkiye için hala umut var
Dr. Eric Sala – National Geographic Deniz Bilimcisi
Türkiye kıyılarında dalış yapma şansınız oldu mu? Deniz dibi açısından Türkiye’nin durumu nedir?
Bir kaç sene önce Türkiye kıyı şeridinde üç hafta süreyle araştırmalarda bulundum. Bu süre içerisinde Ayvalık’tan Adrasan’a kadar olan kıyı şeridini inceleme şansı buldum. Türkiye’nin en büyük dezavantajı tarihsel olarak çok uzun yıllardır bilinen bir avlanma bölgesi olması. Aşırı avlanma nedeniyle denizin altı boşalmış durumda. Sahip olduğunuz en büyük avantaj ise kıyı şeridinin İspanya ve Fransa gibi ülkelerle karşılaştırıldığında çok uzun oluşu. Bu nedenle yapılaşma ve kirlilikten diğer ülkeler kadar çok etkilenmiyorsunuz. Ayrıca koruma bölgelerinin sayısının artması konusunda da olumlu çalışmalar da mevcut. Bugün için Türk kıyılarının zengin bir sualtına sahip olduğuna söylenemez ancak hala umut var, en azından kıyılarınızda fener balıkları yaşıyor. Akdeniz’in büyük bölümünde bu balıkları görmek artık imkansız.
Can Tüzüner