Ya Ya Ya Şa Şa Şa'dan Dar Alanda Kısa Paslaşmalar'a... Türk Sinemasında futbol konulu filmleri inceledik!
Futbol, bizim için önemlidir. Merakla beklenen bir futbol maçı olduğunda sokaklar boşalır, galibiyetin ardından ise saat kaç olursa olsun dolar. Tanışmalarda; ne iş yaparsın, nerelisin gibi belirleyici bir sorudur, hangi takımı tutuyorsun...
Öte yandan, memleketin her halinin yansımasını bulduğumuz sinema yeteri kadar hakkını vermemiş gibidir bizim futbol merakımızın. Halbuki Türk insanını anlatmak ve anlamak için önemli bir araçtır futbol.
Şüphesiz Türk sinemacıları futbola tamamen kayıtsız kalmış da değildir, Yeşilçam döneminde futbolun öne çıktığı filmlerimiz vardır. Son yıllarda öne çıkan futbol filmleri ve hatta belgesellerimiz bile var.
Fakat bu filmler futbolla olan ilişkimize dair çok fazla şey söylemiyor. Yeşilçam döneminde futbol, arka mahalledeki yetenekli çocuğun rüyasıdır. Futbolcu olmak yırtmaktır, köşeyi dönmektir.
İlginçtir, futboculara karşı bir önyargı da vardır. Futbolcular, parayı bulunca sapıtan, gece hayatına kayınca futbol aşkından uzaklaşan dejenere yıldızlar gibi karşımıza getirildi.
Yeşilçam sonrasında da sinemacıların yolu beyazperdeye düştü. Serdar Akar’ın “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” filmi farklı bir bakıştı futbola ve futbol aşkımıza.
Ya Ya Ya Şa Şa Şa, Beyazperde Çok Yaşa!
Bu konuda bir kitap yazmış değerli eleştirmenimiz Tunca Arslan’ın dediği gibi, sinemacılarımızın futbola olan uzaklığı biraz da ticari kaygılardandır. Hangi takıma odaklansanız, diğer takımların taraftarlarını kaybedersiniz.
Üstelik bir takıma odaklanmış olmanız o takımın taraftarından ilgi göreceğiniz anlamına gelmez. Yine de Yeşilçam döneminde içinden futbol geçen filmlere rastlıyoruz. Bunlar daha çok komedi türünde ve filmlerde futbolcuların hayatına esprili bir şekilde bakılıyor.
Zeki Alasya imzalı “Doktor”, Kartal Tibet’in Aziz Nesin’den uyarladığı “Gol Kralı”, bolca muhabbete yer veren “Davetsiz Misafir”, Aydemir Akbaş’ın bir futbolcuyu canlandırdığı “Futboliye” gibi örnekler, eğlence yönü öne çıkan, doğrudan futbol filmi olarak kabul edilemeyecek yeşil saha eğlencelikleri olarak karşımıza çıkıyor.
Atıf Yılmaz’ın çektiği “Taçsız Kral” filminin ilginç bir özelliği vardır. Oyuncu kadrosunda Erol Taş gibi isimlerle beraber Metin Oktay da yer alır ve film Oktay’ın futbol hayatını ortaya koymaya çalışır. Film samimi olmasına samimidir, Oktay’ın hayatından bazı bölümler doğru bir şekilde aktarılmıştır, fakat özensizlik sorunu filmin gücünü azaltmaktadır.
“Ya Ya Ya Şa Şa Şa”, Ümit Efekan tarafından çekilmiştir ve bir kapıcı çocuğunu oynayan İlyas Salman’ın futbol yeteneği ile yükselmesini, sınıf atlamasını anlatır. Binanın zemin katından üst katlara ailesiyle beraber çıkan İlyas, parayı bulduktan sonra futbol disiplininden uzaklaşır.
Futbol üzerine yapılmış samimi ve aynı zamanda naif bir film olan “Ya Ya Ya Şa Şa Şa”, futbolcu olma meselesini sınıf atlama olarak ele alır. Futbolcu olmak aynı zamanda yoldan çıkmak anlamına gelir çünkü film Yeşilçamın zenginliğe mesafeli bakan görüşlerinden izler taşır.
2000 yılında çekilen “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” Yeşilçam sonrasının önemli yönetmenlerinden biri olan Serdar Akar’ın imzasını taşır ve futbola mahalle yaşamı bağlamında yaklaşır. Sıcak, samimi ve futbol sever bir filmdir bu. Gişesi zayıf olduğu için olsa gerek, benzer filmler üretebilecek kadar güçlü olsa da, böyle bir şey gerçekleşmez.
Üç yıl sonra ise ilgi çekici bir futbol belgeseli çıktı karşımıza: “Eski Açık Sarı Desene”, Galatasaray’a bir taraftar veya izleyici gözüyle bakmıyor, takımı farklı açılardan ele almaya çalışıyordu. Takımın tarihini anlatmak gibi belgesel konularından da uzak duruyor, Galatasaray’dan yola çıkarak bir futbol takımı olmanın anlamı üzerine felsefi bir şekilde kafa yoruyordu.
Şüphesiz sadece bahsettiğimiz filmlerle sınırlı kalmadı futbolun beyazperde serüveni. Kimi filmlerde konuşuldu, izlendi ve tartışıldı. Ama DIGITURK ekranlarında izlediğimiz “Aşk Tutulması” ve “Çıngıraklı Top” gibi futbolu ele alan filmler çok yapılmadı 2000’li yıllarda.
Kamera arkasında ve önünde çalışan taraftarların çokluğu göz önüne alındığında, bu durum ilginç gözükebilir ama önümüzdeki yıllarda daha bol film göreceğimize olan inancımız tam. Nasıl derler, top yuvarlaktır!